Finansal sorunlar çoğu zaman ani krizlerden değil, tekrar eden küçük hatalardan doğar. Şirketler büyürken ve operasyonlarını sürdürürken, finansal kararlar çoğu zaman günlük ihtiyaçlara göre şekillenir. Ancak bazı hatalar vardır ki, fark edilmeden tekrarlandıkça şirketin finansal yapısını zayıflatır.
Kâr ile Nakit Akışını Karıştırmak
Kârlılık çoğu zaman başarı göstergesi olarak kabul edilir. Ancak şirketin zorlandığı birçok durumda tablolar hâlâ kâr göstermeye devam eder. İşte sorun burada başlar. Şirket satış yapar ve kâr yazar. Ama aynı anda: tahsilatlar uzar -> stok artar ->nakit içeride kalır. Ve bir noktada: şirket kârlıdır, ama kasasında para yoktur. Bu durum genellikle geç fark edilir. Çünkü tablolar bir süre daha “iyi görünür”.
Asıl problem: kâr ile nakit aynı şey sanılır. Oysa: kâr muhasebe sonucudur, nakit ise gerçek durumdur. Büyüme arttıkça: daha fazla satış yapılır -> daha fazla alacak oluşur -> daha fazla stok tutulur, yani nakit ihtiyacı büyür. Ama bu ilişki çoğu zaman kurulmaz.
Şirket ne yapmalı ?
-
Kârlılık kadar nakit dönüşümü de izlenmelidir
-
Satışın ne kadarının nakde döndüğü takip edilmelidir
-
Büyüme kararları, yaratacağı nakit ihtiyacı ile birlikte değerlendirilmelidir
Yazdığımız kârın ne kadarı gerçekten kasaya giriyor? Bu net değilse, kâr yönetilmiyor demektir ve bu fark anlaşılmadığında, nakit de yönetilemez.
Sermaye Yapısını İhmal Etmek
Sermaye yapısı çoğu zaman teknik bir konu gibi görülür. Oysa şirketin stres anlarında nasıl davranacağını belirleyen temel unsurlardan biridir. Aynı işi yapan iki şirketten biri ayakta kalırken diğeri zorlanıyorsa, sebep çoğu zaman operasyon değil finansman yapısıdır. Yanlış kurulan bir sermaye dengesi, şirketin finansman yapısının faaliyetlerine uygun olmamasıdır.
Özellikle: kısa vadeli borçla uzun vadeli yatırım yapılması ->aşırı borçlanma -> tek kaynağa bağımlı kalınması bu dengenin bozulmasına neden olur.
Bu tür yapılar, ilk aşamada sorun yaratmayabilir. Ancak zaman içinde ;
-
Esneklik azalır; şirket, ihtiyaç duyduğunda kaynak bulamaz, fırsatları değerlendiremez, beklenmeyen durumlarda hareket alanı kalmaz
-
Maliyet artar, finansman kaynakları pahalı hale gelir, yeniden borçlanma zorlaşır
-
Karar alanı daralır, şirket, doğru olanı değil, mümkün olanı yapmak zorunda kalır
Ve şirket, istediğini değil, yapabildiğini yapar.
Şirket ne yapmalı ?
Sermaye yapısı, ihtiyaçlara göre değil, nakit akışının doğasına göre kurgulanmalıdır.
Bu nedenle: borç vadesi ile yatırım süresi uyumlu olmalıdır -> finansman yapısı tek kaynağa bağımlı kalmayacak şekilde çeşitlendirilmelidir -> borçlanma kararları, sadece erişilebilirliğe göre değil, geri ödeme kapasitesine göre verilmelidir.
Asıl soru : şirket, mevcut borç yapısıyla kötü bir senaryoda ayakta kalabilir mi?
Sermaye yapısı, iyi zamanlarda değil, zor zamanlarda doğru olup olmadığı anlaşılan bir yapıdır.
Yatırım Kararlarını Yeterince Sorgulamamak
Yatırım kararları çoğu zaman fırsat olarak görülür. Bazı yatırımlar kısa vadede olumlu görünür. Ancak zaman içinde beklenen katkıyı sağlamaz ve kaynak tüketir. Birçok üretim şirketinde benzer bir tablo görülür;
yatırım yapılır ->kapasite artırılır -> büyüme beklentisi oluşur ve ilk sonuçlar olumlu görünür.
Ancak zamanla : talep beklendiği gibi gerçekleşmez - > üretim hacmi büyür -> kapasite tam kullanılmaz -> birim maliyetler büyür ->nakit akışı baskı altına girer.
Bu noktada şirket: kapasiteyi doldurmak için fiyat kırar, daha uzun vadeli satış yapar, stok tutmaya başlar. Sonuçlar: düşük kapasite kullanımı -> fiyat baskısı -> artan alacak ve stok - > artan finansman ihtiyacı
Büyüme var ama değer yok.
Şirket ne yapmalı?
-
Her yatırım kararı, o kaynağın başka bir projede, borç azaltmada veya işletme sermayesinde kullanılma alternatifleriyle birlikte değerlendirilmelidir.
-
Beklenen getiri kadar, nakit akışı ve risk de net şekilde ortaya konmalıdır. Talep, maliyet, fiyatlama ve nakit akışı üzerindeki olası sapmalar önceden analiz edilmelidir.
-
Ve en önemlisi, kararlar sadece başlangıçta değil, süreç içinde de yeniden sorgulanmalıdır.
Yatırım kararları, sadece büyüme değil, değer ürettiğinde doğru olduğu anlaşılan kararlardır.
Riskleri Göz Ardı Etmek
Riskler genellikle gerçekleşene kadar görünmezdir. Bu nedenle çoğu zaman yönetilmez. Kur, faiz ve likidite gibi unsurlar ancak etkisi hissedildiğinde gündeme gelir. Bu noktada seçenekler sınırlıdır. Çoğu zaman sorun riskin varlığı değil, önceden çalışılmamış olmasıdır.
Şirket finansal dengesini kısa sürede bozabilecek gelişmelere ne kadar hazırdır?
Şirketin maliyetlerinin eksik veya hatalı hesaplanması da en kritik risklerinden biridir. Üretimde kullanılan bazı maliyetler dövize bağlıdır (hammadde, enerji, ithal ara mal, navlun vb.) Ama hesaplama yapılırken bu maliyetlerin kurdan nasıl etkileneceği doğru yansıtılmaz.
Maliyetler gelecekteki kur artışları dikkate alınmadan bugünkü kurdan hesaplanır. Dolayısıyla maliyetler düşük görünür ve gizli kur riski oluşur. Kur değiştiğinde maliyetin ne olacağı hesaplanamıyorsa, maliyet doğru hesaplanmamıştır.
Aşağıdaki gelişmelerden biri yaşandığında, şirket ne yapacak?
-> kurda ani artış -> faiz oranlarında yükseliş - >tahsilatların gecikmesi -> finansmana erişimin zorlaşması -> talepte beklenmeyen daralma
Risk yönetimi, sorun ortaya çıktığında ne yapılacağını düşünmek değil, o durum yaşanmadan önce ne yapılacağını netleştirmektir.
Şirket ne yapmalı?
-
Farklı senaryolar altında nakit akışı analiz edilmelidir.
-
Borç yapısının bu senaryolara dayanıklılığı test edilmelidir.
-
Maliyetlerin, özellikle kur ve enflasyon etkisi altında nasıl değişeceği modellenmelidir.
-
Kritik eşikler (kur, faiz, tahsilat süresi vb.) önceden belirlenmelidir.
-
Bu eşiklere ulaşıldığında alınacak aksiyonlar tanımlanmalıdır.
Risk sürpriz değildir. Çoğu zaman yeterince çalışılmamış bir senaryodur.
Nakit Yönetimini Pasif Bırakmak
Nakit çoğu şirkette bir sonuç olarak görülür. İşler iyi gidiyorsa nakit de gelir diye düşünülür.
Ama sorun tam burada başlar. Nakit, kendi kendine oluşmaz. Yönetilmezse kontrol dışına çıkar.
Şirket satış yapar ve kar eder -> tahsilatlar gecikir -> stok büyür -> ödemeler yaklaşır -> ve kasada para yoktur
Sorun nakit eksikliği değildir, zamanlama yönetimidir.
Yaklaşan ödemeler bellidir. Ama buna göre plan yapılmaz.
Sonuç: şirket çalışmaya devam eder, ama nakit sıkışır, finansal kontrol kaybolur
Şirket ne yapmalı?
-
Nakit akışı haftalık ve aylık olarak planlanmalı
-
Tahsilat ve ödeme vadeleri birlikte yönetilmeli
-
Büyük ödemeler önceden konumlandırılmalı
Önümüzdeki 3 ayda hangi gün ne kadar nakit açığı oluşacak? Bu sorunun cevabını bilmiyorsanız nakdi yönetmiyorsunuz demektir.
Bir sonraki yazıda ele alacağım vaka, bu durumun en net örneklerinden biridir: yaklaşan yükümlülükler bilinir. Ama nakit buna göre konumlandırılmaz. Ve sistem, çalışıyor gibi görünürken kırılır.
Nakit yönetimi, ne kadar para olduğu değil, o paranın ne zaman orada olduğudur.
Sonuç
Bu yazıda ele alınan hatalar genellikle basit görünür. Ancak tekrarlandıkça şirketin finansal yapısını zayıflatır. Sorun çoğu zaman büyük bir yanlış değil, küçük ama sürekli tekrarlanan kararların birikimidir.
Bu hataların ortak noktası şudur:
-
Finansal kararlar yeterince sorgulanmaz
-
Etkileri zamanında görülmez
-
Ancak sonuçları geç fark edilir
Finansal yönetim, doğru kararı bir kez vermek değil, o kararları süreç boyunca doğru şekilde yönetebilmektir. Bu hatalar genellikle fark edilmez, çünkü etkileri zaman içinde ortaya çıkar.
Bu yazı, en sık karşılaşılan finansal hatalara bir çerçeve sunuyor. Devamında her bir başlığı ayrı ayrı ele alacağım.